Facebook Twitter G+
ANKARA OTO EKSPERTİZ - ANKARA HAKKINDA

ANKARA HAKKINDA GENEL BİLGİ

Ankara ve çevresinin milyonlarca yıl önceki flora ve faunası, bitki ve hayvan fosil kalıntıları Tabiat Tarihi Müzesi ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi/Ankara Bölümünde sergilenmektedir.

Tabiat Tarihi Müzesi'nde sergilenen, Ankara/Koserelik'te bulunmuş 193 milyon yıl yaşındaki dev bir Ammonoid (Mürekkep Balığı'nın atası) fosili ve Ankara/Beşkonak'taki balık fosili Ankara ve çevresinin uzun yıllar önce bir deniz olduğunu göstermektedir. Kazan İlçesi Güvenç mevkiinde bulduğumuz denize ait midye benzeri ve deniz yıldızlan gibi organizmalar da bu durumu desteklemektedir. Anadolu'daki insan karakterli ilk fosil primat kalıntıları Fikret Ozansoy tarafından Ankara'da bulunmuş ve Ankara Pithecus Metai Ozansoy adı verilmiştir. Ankara ve çevresi tarih öncesi çağlardan itibaren sürekli olarak yerleşim görmüştür. Ankara'nın bilinen tarihi Paleolitik Çağa kadar uzanmaktadır. Bu döneme ait çeşitli eserlere Gâvurkale, Ergazi, Lodumlu ve Maltepe'de rastlanmıştır. Keçiören/Solfasol, Çubuk Çayı yakınındaki Eti Yokuşu, Bağlum, Ayaş-Güdül yakınındaki Karalar ve Tuz Gölü'nün kuzey ve doğu kıyılarında Alt Paleolitik dönem eserleri bulunmuştur. Mezolitik Çağa ait eserler ise Macunköy'de ele geçirilmiştir. Ankara Kalesi'nde yapılan çalışmalarda. Neolitik Çağa ait bir taş baka parçası bulunmuştur. Ahlatlıbel ile Koçumbeli'de Kalkolitik Çağ ve Tunç Çağına ait bulunan küçük saray kalıntıları ise buralarda küçük prensliklerin olduğunu kanıtlamaktadır. Ankara çevresindeki vadilerde Tunç Çağına ait bir ya da birkaç höyük bulunmuştur. Sincan, Atatürk Orman Çiftliği çevresi, Karaoğlan, Yalıncak, Karayavşan, Bitik ve Polatlı/Karahöyük bunlar arasında sayılabilir. Bu dönemde yerleşik yaşamın başladığı, hayvanların evcilleştirildiği ve tarımın yapıldığı bilinmektedir.

Kent merkezindeki ilk yerleşmenin Ankara Kalesi'nin bulunduğu bölge olduğu tahmin edilmektedir. İlk Çağ kentleri için zorunlu olan üç koşul Ankara'da mevcuttu. Güvenlik açısından ulaşılması zor olan sarp kayalıklı tepe, gıda gereksinimi için Çubuk Ovası ve su için de Hatip Çayı. Hİtitlerin Ankara'yı askeri bir garnizon olarak kullandıkları sanılmaktadır. Her ne kadar kent merkezinde Hititlere ait hiçbir kalıntı elde edilememişse de Mürted Ovasının yakınındaki M.O. 2000'e tarihlendiriİen Bitik'te erken Hitit dönemine ait bir bitik vazosu ele geçirilmiştir. Haymana yakınlarındaki Gâvurkale'de ise Hititlere ait dinsel alan kabartmaları bulunmuştur. Aynca Karaoğlan, Ayaş/Asarcık-Tekke, Polatlı/Karahöyük-Yassıhöyük, Etimesgut, Sincan, Mogan/Hacılar, Haymana/Külhöyük ve Çubuk/Aktepe-Karadana'da Hitit kalıntılarına rastlanmıştır.

Hitit İmparatorluğu"nun tarihe karışmasından sonra kent ve çevresi M.Ö. 8-7. yüzyıllarda Frig egemenliğine girer. Ankara'daki ilk önemli yerleşme Frigler döneminde olur. Bu dönemin izlerine Augustus Tapınağı'nın duvarlarında rastlanır. Friglerin ana tanrıçası Kibele'nin oturduğu tepenin bugünkü Hacı Bayram Camii ve çevresi olduğu yapılan kazılarda bulunan Frig kalıntıları ile gösterilmiştir. Geç Hitit ve Frig kabartmaları Atatürk Orman Çiftliği/tren istasyonu, Bahçelievler, Gölbaşı ve Etimesgut'ta ele geçirilmiştir. Ayrıca Atatürk Orman Çiftliği, Anıtkabir ve Bahçelievler arasında Frig nekropolünü oluşturan birçok tümülüs bulunmuştur. Bulunan bu eserler Anadolu Medeniyetler Müzesi ile ODTÜ Müzesi'nde sergilenmektedir. Bunun yanında Ulus kazısı, Karaoğlan, Hacılar, Bitik, Sincan höyüklerinde, Sincan/Tatlar, Ayaş/Gökler, Beypazarı/Boyalı-Fasılkaya ve Güdül/Kirmir Çayı Vadisi'nin kaya mağaralarında Frig eserleri görülmüştür. Bu döneme ait en fazla eser Gordion'dadır.

MÖ. 696/695 yıllarında İran'dan gelen Kimmerlerin Frigya'yı istilası ile Frig Krallığı yıkılır. Kimmerlerin geri çekilmesi ile bölgede Lidyahlar egemenlik kurarlar. Lidyalılar M.Ö. 547' ye kadar hüküm sür­müşlerdir. Bu dönem kent. Kral Yolu üzerinde ol­ması nedeniyle ticari ve askeri bir merkez konu­muna girmiştir. Ankara doğudaki Perslerle ve batıdaki site devletleri arasında Önemli bir pazar ye­ri olmuştur. Lidya Kralı Krezüs'ün M.Ö. 547' de Pers Kralı Kyros'a yenilmesiyle kent Pers ege­menliğine geçer. Yaklaşık 200 yıllık Pers döne­minde Ankara önemli bir ticaret merkezi olma konumunu korur. Anadolu, Pers yönetiminde bir­çok satraplığa(valilik) bölünmüş ve Ankara, Daskyleion Satraplığı'nda yer alrmştır. Persler Anadolu'da çok önemli yol ağlan inşa etmişlerdir ve en önemlisi Kral Dareios Fin kurduğu Kral Yolu'dur. Daha sonra Makedonya Kralı Büyük iskender Anadolu'yu Helen dünyasına açmak için doğu seferine çıkarak M.Ö. 333 yılında Persleri tüm Anadolu'dan çıkarır. İskender Kral Yo­lunu Tuz Gölü civarına kaydırdığı için Ankara bir süre ticari yönden önemsiz konuma düşer. Ankyra adı yazılı kaynaklarda ilk kez Büyük isken­der'in Asya seferinde geçer. Büyük iskender Gordion'da ünlü düğümü keser ve daha sonra bir süre Ankara'da kalır. Onun M.Ö. 323 yılında Babil'de ölümü üzerine imparatorluk satraplıklara bölünürek, Ankara ve çevresi Antigonos'un payı­na düşer. Bölge, M.Ö. 301' deki Ipsos savaşında Antigonos'un ölümünden sonra, önce komutan ve satrap Lysimakhos' un ve daha sonrada M.Ö.281'de Lidya'da Korupedion savaşında Lysimakhos'u yenen I.Selevkos'un eline geçer, M.Ö. 278-189 yıllan arası Galatlann egemen­liğine girer. Galatlar Avrupa'da Kelt olarak bilinen Kuzey Avrupa'dan Akdeniz'e kadar uzanan ge­niş, istilacı ve yıkıcı bir kavimdir. 20.000 kişiyle hep doğudan batıya doğru bilinen göçlerin tersine batıdan doğuya gelerek Sakarya ve Kızılırmak arasında daha sonra Galatya adı verilen bölgeye yerleştiler. Galatlann üç kolundan biri olan Tektosag'lar Ankara'ya gelerek kendilerine başkent yaptılar. Diğer İki kol Pessinus (Sivrihisar/Ballıhisar) ve Tavium (Yozgat/Büyüknefes)'a yerleştiler. Ankara'nın belgelere dayalı düzeni Galatlarla baş­lar. Ankara'nın bu aralar çok geliştiği bilinmekte­dir.

Sivrihisar yolundaki Karalar (Asarkaya), Bağlum/Hisartepe, Sincan- Yenikent/Yeni Kayı-Akçaören-Esenler, Ayaş/Tiske- Canılh-Karalar, Polatlı/Basrikale-Hisarlıkaya ve Beypazan/Tabanoğlu-Dikmenkale'de Galatlara ait kale kalıntıları bulunmuştur.

Galatlar Romalılara karşı düşmanca tutuma girince M.Ö. 189'da Romalı General Vulso onları yapılan savaşta yendi ve yapılan barış anlaşma­sıyla Ankara'yı tekrar Galatlara bıraktı. M.Ö. 168' de Bergama(Pergamon) Krallığı Ankara'yı istila etti. Romalılar tekrar harekete geçince geri çekildiler. Daha sonra Pontus Krallığı istila etti. Bunun üzerine yapılan savaşta Romalılar Pontuslan yendi. Tüm bu karışıklıklardan sonra Roma İmpara­toru Augustus M.Ö. 25' de Galatya'yı Roma'ya bağladı. Ankara'run en parlak dönemi Roma împaratorluğu'nda Galatya eyaletinin başkenti olmasıy­la başlar. Metropolis yani Anakent unvanı alır. Doğu Roma'nın merkezi İstanbul, Ankara ise dinlenme kenti olmuştur. Kent askeri açıdan stra­tejik bir öneme sahipti. 600 yıl bölgeye hakim olurlar, ilk yıllarda kentin yönetimini Galat prenslerine bıraktılar. Kent Roma döneminde bir Çok yapılarla donatıldı ve diğer Roma kentlerinde olduğu gibi 12 semte (fiile) bölündü, içişlerinde bağımsız ve demokratik olarak, halk tarafından seçilen meclislerle yönetildi. Bu dönemde kentin alt yapısı tamamlanmış ve Elmadağ'dan taş boru­larla su getirilmiştir. Tahıl üretimi, dokumacılık ve hayvancılık alanında büyük gelişmeler sağlan­mıştır. MS. 3. yüzyılın başında imparator Caracalla kale duvarlarını onartmıştır. 4. yüzyılın or­talarına doğru Hıristiyanlığın yayılmasıyla kent, dini bir merkez olup 314 ve 358' de Saint Synode adıyla kurulan Hıristiyanlık Meclisinin önem­li dini kararları almasında rol oynamıştır.

M.S. 3. yüzyılda Penslerin ve Gotların Anado­lu'ya akınları sonucunda Roma İmparatorluğu es­ki gücünü yitirdi. Kentteki yapıların çoğu tahrip oldu ve kıtlık ortaya çıktı, imparatorlukta oluşan sosyal ve ekonomik çöküntü kentin çevresinin surlarla çevrilmesine neden olmuştur. M.S. 395'te İmparatorluk ikiye ayrılınca doğuda Bi­zans egemenliği başlamıştır. Bizans döneminde Ankara askeri ve ekono­mik açıdan yine önemini korudu. Dokumacılık ve ticaret gelişti. M.S. 622'de Sasanilerin daha son­raları da Arapların saldırılarına uğradı. M.S. 806'da Harun-el-Reşit ve 839'da El-Mutasin'in yağmalarına maruz kaldı. Bu kısa süreli ele geçiş­lerden sonra Bizanslılar tekrar duruma hakim ol­dular. 11.yüzyıla kadar bir barış dönemi oldu ve ticaret daha da gelişti.

11.yüzyılın ilk yarısındaki veba salgını, dep­rem ve kıtlık kentten göçlerin olmasına neden olmuştur. 1071 yılında Selçuklu Sultanı Alpaslan Malaz­girt'te Bizans imparatoru R.Diogenes'i yendi. An­kara 1073 yılında ilk kez Türkler tarafından alındıysa da bu egemenlik (asa sürdü. Bizanslılar, Danişmentliler ve Selçuklular arasında kent birkaç kez el değiştirdi. 1101'de Haçlılar sırasında Bi­zanslılar, 1127'de Danişment Beyi Emir Gazi ve daha sonra oğlu Mehmet Gazi ve son olarak da 1143'de Selçuklu Sultanı I.Mesut tarafından ele geçirildi. 1155'de I.Mesut'un Ölümü üzerine oğlu Şahinşah başa geçtiyse de kardeşi U. Kılıçarslan'a 1169 yılında yenildi. Sonuçta II.Kılıçarslan Ana­dolu'da Selçuklu Devleti'nin birliğini sağladı. Selçuklular döneminde özellikle 1219-1237 yıllan arasında Alaaddin Keykubat'm hükümdar­lığı sırasında Ankara parlak günler yaşamıştır. Kent askeri ve ekonomik yönden yeniden canlan­dı. Kale'yi onarttılar ve günümüze kadar gelen birçok Önemli eserler bıraktılar.

II. Kjlıçarslan ülkesini Ölmeden önce oğulla­rı arasında paylaştırdı. Muhiddin Mesut'un payı­na Ankara düştü. 1192'de babalan Ölünce To­kat'ta bulunan kardeş Rükneddin Süleyman yak­laşık 3 yıl Ankara Kalesi'ni kuşattıktan sonra 1204'de Kale'yi ele geçirdi. Oğullan île birlikte Muhiddin Mesut'u öldürdü. Beş gün sonrada kendisi öldü. Daha sonra sırasıyla III.Kılıçarslan ve Gıyaseddin Keyhüsrev'in idaresine girdi. Keyhüsrev öldükten sonra Alaaddin Keykubat 1210 yılında Ankara'ya geldi ve kardeşi Izzeddin Keykavuş'un ölümü üzerine 1219 yılında sultan oldu.

13. yüzyıldan itibaren Moğolların ve ilhanlı­ların saldırılan sonucu tüm Selçuklu kentlerinde olduğu gibi Ankara da çok zarar gördü. 1243'de Selçuklular Kösedağ Savaşı'nda Moğollara yenildi. II.Gıyaseddin Keyhüsrev An­kara Kalesi'ne sığınmak zorunda kaldı. Anado­lu'da Selçukluların güç kaybı devam etti. Selçuk­lular, ilhanlılar, İlhanlı valilerinden Eratnaoğulları ve Ahiler arasında kentte devamlı yönetim de­ğişiklikleri oldu. 1304'de Ankara Moğolların İdaresine girdi ve Ahi Beyleri Moğolların deneti­minde idareyi ele aldılar.

Orta Asya'nın büyük kentlerindeki esnaf ve zanaatkarlar Moğollardan kaçarak Anadolu'ya, özellikle de Ankara'ya gelmişlerdir. Ahiler döneminde ticaret gelişti. Sofçuluk ve dericilik kente özgü olarak önem kazandı. Esnaf teşkilatı olan Ahilik bu dönemde kurumlaşmıştır. 1308-1341 yıllan arasıda ilhanlılar yönetimi ele almış ve tayin ettikleri valilerle yönetmişler­dir. Sivas Valisi Alaeddin Eratna I342'de Eratnalılar Devletini kurmuş ve Ankara bir dönem de onun belirlediği valilerle idare edilmiştir. 1354 yılında Orhan Gazi zamanında Süley­man Paşa tarafından Ankara Ahilerden savaşsız bir şekilde alınarak Osmanlı Devleti'ne bağlan­mıştır.

1402 yılında Anadolu'yu istila eden Timurlenk, Yıldırım Sultan Beyazıd'ı Çubuk Ovası'ndaki Ankara Savaşı'nda yendi. Daha sonra Beyazıd'ın ölümü ve Tİmurlenk'in çekilmesi üzerine bir süre karışıklıklar yaşandı. Bu duruma 141 [ yıhnda Çelebi Mehmet Ankara'yı alarak son verdi. Bundan sonra Ankara Osmanlılar için hem askeri açıdan hem de sofçuluk, kunduracılık. debbağlık ve bağcılık gibi ticari açıdan Önemli oldu. 16.yüzyılda Kanuni devrinde eyalet sistemi kurulurken bir süre Anadolu eyaletinin merkezi oldu. Daha sonra eyalet merkezi Kütahya'ya nak­ledilince 1413'de sancak merkezi haline geldi. Bu arada şehrin nüfusu ve mahalle sayısı arttı. 1555 yılında Demschwam kent krokisini çizdi.

1558 yılında Şehzade Beyazıt isyanı ve 17.yüzyılın başında çıkan Celali isyanları kente büyük zarar verdi. 1623' de Abaza Mehmet Paşa, 1651' de Abaza Hasan Paşa ve 1652' de İbiş Paşa'nın saldırısına uğrayan kentimiz huzuru Köprülüler devrinde buldu. Daha sonraları da 1832-1833 yıllan arasında Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın ordulan kente egemen oldular.

1836' da II. Mahmut döneminde tekrar eyalet merkezi oldu. 1848-1850 ve 1855-1859 yıllan arasında Bozok eyalet olunca Ankara Sancağı buraya bağlanmış, nihayet 1860'dan sonra yeniden eyalet merkezi olmuştur. 19.yüzyılın ortalarından İtibaren Güney Af­rika ve Kaliforniya'da tiftik keçisi yetiştirilmesi ve dokumacılıkta makineleşmenin başlaması sof ticaretine darbe vurmuştur. 1815 yılında büyük bir veba salgım ve 1847 yılında ise büyük bir kıtlık baş göstermiştir.

1839'da ilk defa Prusyalı subay Freih Von Wincke kentin detaylı bir planını hazırlamış ve 1869'da ilk matbaa açılmıştır. 1892'de demiryol­ları kente ulaşmış ve 1917 yılında çıkan büyük yangın bir çok mahallenin yanmasına neden olmuştur. Kentte arka arkaya oluşan bu olumsuzluklar 27 Aralık 1919 yılında Mustafa Kemal'in An­kara'ya gelmesiyle noktalanmıştır. Kurtuluş Savaşı sürecinde 23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi açıldı. 13 Ekim 1923' de Ankara başkent ilan edildi ve 29 Ekim 1923'de de Türkiye Cum­huriyeti kuruldu. Cumhuriyetin ilk yıllarında An­kara bozkırın ortasında çorak, balcımsız, sıtmalı bir kasaba görünüşlü kentti. Yaklaşık nüfusu 30. 000 dolaylanndaydı. Ankara aradan geçen 80 yıl sonrasında hızla gelişerek modem ve çağdaş bir kent olmuştur.

 

ANITKABİR

Barış Parkı: Anıtkabir’in yeşil alanı Atatürk’ün “yurtta sulh cihanda sulh” özdeyişinden ilham alınarak, yabancı ülkelerden ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden getirilen fidanlarla oluşturulmuştur. Bu nedenle adına Barış Parkı denilmiştir. Aslanlı Yol: Gençlik Caddesi nizamiye girişinden Aslanlı Yol’a olan mesafe 600 metre olup, yaklaşık 12 dakikada yürünebilmektedir. Aslanlı Yol’a, 26 basamaklı geniş merdivenlerden ulaşılır, 262 metre uzunluğundaki yol boyunca sağda ve solda 12’şer adet Aslan heykeli mevcuttur. Hürriyet Kulesi: Kule içerisinde Anıtkabir’in inşaat çalışmalarını gösteren fotoğraf sergisi ile inşaatta kullanılan taş örnekleri bulunmaktadır. İstiklal Kulesi: Kule içinde Anıtkabir maketi yer almakta ve fotoğraflarla Anıtkabir tanıtılmaktadır. Mehmetçik Kulesi: Kule içerisinde 60 kişi kapasiteli “sinevizyon salonu” bulunmaktadır. Burada Atatürk ve Anıtkabir ile ilgili belgesel filmler gösterilmektedir. Zafer Kulesi: Kulenin içinde Atatürk’ün naaşını taşıyan top arabası sergilenmektedir. İsmet İnönü Lahdi: 2. Cumhurbaşkanımız ve Batı Cephesi komutanı İsmet İnönü’nün sembolik lahdi bulunmaktadır. Mezar odası lahdin altındadır. Barış Kulesi: Kulenin içerisinde Atatürk’ün 1935-1938 yılları arasında kullandığı Lincoln marka tören ve makam otomobilleri sergilenmektedir. 23 Nisan Kulesi: Kule içerisinde Atatürk’ün 1936-1938 yılları arasında kullandığı Cadillac marka özel otomobili sergilenmektedir. Bayrak Direği: 33,5 metre uzunluğunda olup, Türk asıllı Amerikan vatandaşı Nazmi Cemal tarafından 1946’da Anıtkabir’e hediye edilmiştir. Misakı Milli Kulesi: Kule içerisinde törenlerde Anıtkabir Özel Defteri’nin imzalandığı kürsü ile Anıtkabir’e yapılan üst düzey ziyaretlerin fotoğraflarının sergilendiği 2 adet pano yer almaktadır. Burası aynı zamanda Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’nin girişidir.

İnkılap Müzesi: Atatürk’ün kıyafetleri ve kendisine hediye edilen objeler yer almaktadır. Cumhuriyet Kulesi: Atatürk’ün balmumu heykeli ve orjinal çalışma masası yer almaktadır. Ayrıca bu kulede “Atatürk ve Kitap” konulu dokunmatik ekranlı bilgisayarlar bulunmaktadır. Müdafai Hukuk Kulesi (Müze çıkışı): Anıtkabir ve Atatürk ile ilgili çeşitli kitaplar ve hediyelik eşyalar ziyaretçilere sunulmaktadır. Bu bölümde kartlı telefon hizmeti de verilmektedir. Mozole: Mozole cephesinde, solda Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi sağda ise Onuncu Yıl Nutku altın varak harflerle yazılmıştır. Mozole tavanına 15-16. Yüzyıl Osmanlı halı ve kilim motifleri altın, gümüş ve sedefle işlenmiştir. Burada yer alan sembolik lahit 40 ton ağırlığında yekpare mermerdir.Dinlenme Salonu: Müzemizi ziyaretinizin öncesinde ve sonrasında burada dinlenebilirsiniz. Sıcak soğuk içecekler ile yiyecek çeşitleri satılmaktadır. Kartlı telefon hizmeti de verilmektedir.

AYAŞ EVLERİ

Vadi tabanındaki çarşı alanının çevresinde ve kuzeyde vadi yamaçlarında organik bir dokuda yoğunlaşan Ayaş evleri de mimari özellikleri açısından geleneksel Türk evlerinin tipik özelliklerini taşır.

BEYPAZARI EVLERİ

Beypazarı’nın dik yamaçlar ve vadilere kurulmuş olan eski kesimi, çarşı ve geleneksel konutlardan oluşan karakteristik dokusuyla, doğal manzara özellikleriyle tarihi ve görsel zenginliği olan bir yerleşimdir. 100 yıllık geçmişi olan evler, Osmanlı ve geleneksel Türk evlerinin tipik özelliklerini taşır.

GÜDÜL EVLERİ

Güdül ilçesinin kent merkezinde belirlenen kentsel sit alanında günümüze değin ayakta kalan bu tarihi evler de geleneksel Türk evlerinin özelliklerini taşımaktadır. Restorasyonu tamamlanan Güdül evleri geleneksel Türk mimarısi örneklerindendir.

Ankara Keçisi
Ankara Tavşanı
Gölbaşı Sevgi Çiçeği
Birçok ülkede mohair diye adlandırılan tiftik, bütün dünyaya yurdumuzdan yayılan Ankara keçisinin ürünüdür. Bu nedenle tiftik keçisi dünya edebiyatında
Ankara Keçisi (The Angora Goat) olarak tanınır.
yüzyılda Hazar Denizinin oğusundan Anadolu’ya Türkler tarafından getirilmiştir.

Birkaç çiftlikte yetiştirilmektedir ve sayıları ancak bin civarındadır. Ankara tavşanı bir doğumda 4 ile 14 arasına yavru doğurur. Yılda 40 cm uzunluğa ulaşan tüyleri henüz iki-üç aylıkken kırkılır. Yılda ortalama 1 kg yün verir. Tüyü hafiftir ve yüksek ısı tutar. Ankara tavşanından elde edilen Angora yünü, koyun yününe göre sekiz kat daha fazla ısı vermekte ve alerjiye yol açmamaktadır. İsmi Hipokrat tarafından ortaya atılan ve mitolojik bir yaratık olan Centaur’dan kaynaklanır. Centaur, bedeninin üst kısmı insan, alt bölümü at şeklinde olan mitolojik yaratıktır. Bitki yapısı ile bu yaratık arasında kurulan bir benzerlik sonucu bu bitkiye ünlü botanik bilimci Linnaeus tarafından Centaurea adı verilmiştir. Mogan Gölünün çevresinde yetişir.

Ankara Çiğdemi

Ankara Kedisi
Latince adı Crocus olan çiğdem değişik renklere sahiptir. Sadece sarı değil, mor, eflatun, beyaz renkli olanları da vardır. Toprağın altında uykuya dalan soğanı karların erimesiyle birlikte şubat-nisan ayları arısında çiçek açmaktadır.
Üstün meyve kalitesi ve uzun süre depolanabilmesi nedeniyle çok eski zamanlardan beri armut üreticilerinin dikkatini çeken Ankara armutunun dışında yazlık, kışlık, standart ve yöresel olarak 600’ün üzerinde çeşidi bulunmaktadır. Hem ağaç miktarı hem de üretim bakımından ön sıralarda bulunan Ankara, Bursa’dan sonra ülkemizin en büyük armut üreticisi konumundadır.
Ankara kedisi, Anavatanı Anadolu olan en eski uzun tüylü kedi soylarından birisidir
İçgüdülerine oldukça bağlı ve son derece zekilerdir. Ankara kedisi, Avrupa’da görülen ilk uzun tüylü kedi olarak bilinir.
Ankara kedisi saf ve doğal bir kedi türü olmasının yanı sıra Türkiye'nin ulusal hazinelerinden biri olarak görülür.

Atatürk Orman Çiftliği

Altınpark

Atatürk tarafından kurulan çiftlik, günümüzde restoranları, parkları, piknik alanları, çeşitli ürünleri ve doğası ile Ankaralılar tarafından sık ziyaret edilen bir gezi ve mesire yeridir. Toplu taşıma araçları ile ulaşım mümkündür.

İrfan Başbuğ Caddesi üzerinde 640.000 metre karelik alanda hizmet vermektedir. Park alanında uluslararası fuar etkinliklerinin gerçekleştirildiği bir Fuar Merkezi yer alır. Feza Gürsoy Bilim Merkezi, küçük ziyaretçilerin gezip eğlenebileceği ve deneyler yaparak bilim dünyası ile tanışacakları ideal bir mekândır

50.Yıl Parkı (Çamlık)

Göksu Parkı

Ankara ilinin Çankaya ilçesine bağlı 50.yıl mahallesinde yer almaktadır. Cumhuriyetin kuruluşunun 50. Yıldönümü nedeniyle 1970’li yıllarda yapılan, ancak atıl olan Cebeci’deki 50. Yıl Parkı’nda yeni düzenlemeler yapılarak Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından başkentlilerin aileleri ile birlikte rahatlıkla gelip zaman geçirebilecekleri dev bir mekan haline getirilmiştir. Cebeci Ertuğrul Gazi Mahallesi sırtlarındaki tepede yer alan 50.Yıl Parkı, bulunduğu konum itibariyle Başkent’in her noktasının kuşbakışı görülebileceği bir ayrıcalığa sahiptir. 50. Yıl Parkı’na Türkiye’nin en büyük bayrak direğinin dikilerek kentin her yanından görülmesi ve parkın tüm ihtişam ve güzelliğini sergilemesi amaçlanmaktadır.

Ankara’nın 100 gün gibi kısa bir sürede hizmete giren en önemli dinlenme ve eğlenme merkezlerinden birisidir. Kullanım alanı 508.000 metrekaredir. Bu alanın 141.000 metre karesini gölet alanı oluşturur. Gölet içinde gezi için Missisipi Gemisi ve kayıklar, gölün doğal güzelliğini oluşturan ada ve sazlıkların yanı sıra, 9 adet yüzen iskele bulunmaktadır. Toplam yeşil alanı 250.200 metrekare olup 98.700 ağaç, ağaççık ve çalı bulunmaktadır. Dağ Kızağı da parkın etkinlikleri arasında yer alır.

Gölbaşı-Mogan Parkı

Gökçek Parkı
Ankara’ya 25 kilometre uzaklıkta, Konya yolu üzerinde yer alan Mogan Gölü’nün kıyısında plaj ve gazinoların yanı sıra lokanta ve kahveler yer alır.
Sıcak yaz aylarında deniz özlemini bir parça da olsa gideren bir gezi ve mesire yeridir. Kıyısında bir yüzme havuzu olan göl, kayık gezileri için elverişlidir. Göl kenarında bulunan Mogan Park da Ankaralıların hoşça vakit geçirebileceği bir piknik alanıdır.

53.746 m2 alana sahip olup; 18.532 m2 çim alanı, 658 adet ağaç türü, 12.672 adet çalı türü ve 2.761 adet sarılıcı ve yer örtücü türü, 433 m2 çiçeklik alanı bulunmaktadır. 4.997 m2 alan üzerinde şelale ve fıskiyeli havuzu bulunmaktadır. 27 adet kapalı oturma grubu, 11 adet pergole ve 142 adet oturma bankları mevcuttur. 5 adet tenis masası, 1039 m2 alan üzerinde örümcek oyun alanı, çocuk oyun alanı ve futbol sahası bulunmaktadır.
Mavi Göl (Bayındır Barajı)

Karagöl
Ankara’ya 12 kilometre mesafede, Samsun yolu üzerinde yer alır. 2.400 metre kare alanı kapsayan ve içinde dev ağaçların bulunduğu park, adını
Bayındır Barajı içindeki 6 milyon metreküp hacmindeki mavi suyundan alır. Bayındır Barajı, 2005 yılında Ankaralıların piknik yapabileceği ve hoşça vakit geçirebilecekleri bir dinlenme ve eğlence merkezi olarak Mavi Göl adıyla hizmete açılmıştır.

Karagöl, Çubuk ile Kızılcahamam arasında, Kavak Dağı ile Yıldırım Dağı eteğinde küçük fakat çok derin bir krater gölüdür. İlçeye uzaklığı 27 km’dir. Gölün çevresi doğal güzelliğe sahiptir. Gölün her iki tarafı dağ yamaçlarına yaslı olup, etrafı çam ve dağ kavağı ile çevrilidir. Göl kenarındaki ormanların içinde kaynak suları vardır. Bu sular çıkış noktasında oldukça soğuktur. Hatta kayaların aralarından çıkan suyun son derece soğuk olmasından dolayı Ağustos ayında dahi donduğu görülür. Ormanlık bölgelerde av hayvanlarına rastlamak mümkündür. Tepelerde yaz aylarında bile kara rastlanır. 1402 yılında yapılan Ankara Savaşı’nda, Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt’ın orduları burada iskân etmişler ve su ihtiyaçlarını karşılamışlar. Derinliği 87 m. civarında olan gölün içinde yüzmek oldukça tehlikelidir.

Ankara Oto Ekspertiz Menü: Oto Ekspertiz Firmamız, Oto Ekspertiz Motor Performans Testi, Oto Ekspertiz Arıza Tespit, Oto Ekspertiz Boya Kaporta Testi, Oto Ekspertiz Süspansiyon Testi, Oto Ekspertiz Alt Kontrol, Oto Ekspertiz Fren Testi, Oto Ekspertiz Yanal Kayma Testi, Oto Ekspertiz İç Dış Ekspertiz, Oto Ekspertiz Sonuç Ekspertiz Raporu Google Etiketler: Ankara, Oto, Ekspertiz, Expertiz, Dyno Test, Ankara Oto Ekspertiz, Ankara Oto Ekspertiz, Ankara Oto Ekspertiz, Ankara Oto Ekspertiz Firmaları, Ankara Oto Ekspertiz Fiyatları, Ankara Oto Expertiz, Ankara Oto Check Up, Ankara Oto Test, Ankara Oto Rapor, Ankara Ekspertiz Yapan Yerler, Ankara Oto Ekspertiz Raporu Veren Yerler, Ankara, Ankara Mobil Oto Ekspertiz, Ankara Oto Mobil Ekspertiz Fiyatları, Ankara Mobil Oto Expertiz, Ankara Mobil Oto Check Up, Ankara Oto Test, Ankara Mobil Oto Rapor, Ankara Mobil Oto Ekspertiz Yapan Yerler, Ankara Mobil Oto Ekspertiz Raporu Veren Yerler, Mobil Ankara, Ankara Oto Ekspertiz, Ankara Oto Ekspertiz Fiyatları, Ankara Oto Expertiz, Ankara Oto Check Up, Ankara Oto Test, Ankara Oto Rapor, Ankara Oto Ekspertiz Yapan Yerler, Ankara Oto Ekspertiz Raporu Veren Yerler, Ankara, Ankara Oto Ekspertiz, Ankara Mobil Oto Ekspertiz, Ankara Oto Ekspertiz Fiyatları, Ankara Oto Expertiz

 

Ankara Oto Ekspertiz, Ankara Oto Ekspertiz Fiyatları, Ankara Oto Ekspertiz Firmaları, Ankara Expertiz, Ankara Araba Ekspertiz, Ankara Araç Ekspertiz, Ankara Oto Expertiz Fiyatları, Ankara Ekspertiz, Ankara Oto Expertiz, Ankara Oto Ekspertiz Raporu